Otoimmün Hemolitik Anemi Genetik Midir? Bir Hikaye Anlatayım
Bir sabah, Kayseri’nin sokaklarına düşen o sıcak yaz güneşi, her zaman olduğu gibi bir tuhaf içimi ısıtmıştı. Gözlerim pencereye düşerken, küçük bir şeyin farkına vardım; başımı kaldırdım ve pencerenin önünde durarak çayımı yudumlamaya başladım. O an, sağlığımdan pek de emin olmadığım bir dönemi hatırladım. Hem de o kadar derin bir şekilde hatırladım ki… Sanki bir anda zaman durmuş, o gün geri gelmişti. Hatırladım, annemle hastane koridorlarında geçirdiğimiz o zor anları…
Bir Gün, Bir Telefon
Bir gün sabah, telefonum çaldı. Telefonun ucundaki ses, annemin sesiydi. Aniden bana “Bir şey konuşmamız gerek,” demişti. Sadece bu cümle, bir şeylerin ters gittiğini anlamama yetmişti. Anlatmaya başladığında, sanki dünya bir anda tersine dönmüştü. “Oğlum, doktor, otoimmün hemolitik anemi olduğunu söyledi,” dedi. İnanamadım. Cümlelerinin arasında kaybolduğumu hissediyordum. Şaşkınlık ve korku, o an her yeri sardı. O anda aklımda tek bir soru vardı: Otoimmün hemolitik anemi genetik midir? Çünkü bu hastalık, genetik faktörlere dayanabilir, ama annemin bir hastalık geçmişi yoktu. O yüzden, bu soruyu kendi kendime sormadan edemedim.
Hastane Koridorlarında Bir Gün
Hastaneye gittiğimizde, o kadar kalabalıktı ki, sanki her şey birbirine karışıyordu. Hastaneye girdiğimizde birden fazla insanın arasında, annemle birlikte ben de kaybolmuştum. Doktorun odasına yönelirken, bir an için hayatta en çok korktuğum şeyin gerçekten başıma geldiğini düşündüm. Otoimmün hemolitik anemi… Ne kadar yabancı ve ürkütücü bir isim. Odaya girdiğimizde, doktor önce annemi bir güzel inceledi, sonra bana döndü. O an kalbim hızlıca çarpmaya başladı. “Oğlunun da testi yapıldı, doktor hanım. Sizin gibi bir hastalıkla karşı karşıyayız. Ancak annesinin hastalık geçmişi yok, biliyorsunuz ki, bazen bu tür hastalıklar genetik olabiliyor ama bazen de olmuyor,” dedi.
O anda, gözlerim bir anda anneme döndü. Acaba genetik mi, değil mi? İkimizin de içinde bu soru vardı. Aniden vücudumun her yerini bir korku dalgası sardı. Eğer bu bir genetik hastalıksa, o zaman ben de mi bu hastalığı taşıyordum? Ya da daha da kötüsü, ben mi geçirmiştim? Bu düşünceler kafamı o kadar çok meşgul etti ki, çevremdeki her şeyi unuttum. Kendimi bir filmde gibi hissettim, gerçekti ama aynı zamanda bir hayal gibiydi.
Doktorun Cevabı: Genetik Mi Değil Mi?
Doktor, bize hastalığı ve tedavi sürecini anlattıktan sonra bir şey daha söyledi: “Evet, otoimmün hemolitik anemi genetik olabiliyor. Ama bazen, herhangi bir genetik yatkınlık olmadan da gelişebilir. Kişinin bağışıklık sistemi, yanlışlıkla kendi kırmızı kan hücrelerine saldırır ve bu da hastalığa yol açar. Yani bu durumda, genetik faktörler tek başına karar verici olmayabilir.” Annem ve ben bir süre birbirimize bakakaldık. Gerçekten de bazen genetik faktörler dışındaki şeylerin bu hastalığı tetikleyebileceği düşüncesi, bizim gibi sağlıklı yaşamaya çalışan insanlar için umut vericiydi. Ama yine de, bu sorunun net bir cevabını alamamak garipti. İçimdeki boşluk, o kadar derinleşmişti ki, sadece zamanla yerini alacak bir rahatlama umuduyla bekledim.
Hikayenin Sonu: Kabullenmek
Bir süre sonra, annemin tedavi süreci başladı. Doktor, ilaçları, tedavi yöntemlerini sıraladı. Bizim için her şeyin yolunda gitmesi gerekiyordu. Ancak bir soru hala cevapsızdı: Bu hastalık genetik miydi? Gerçekten de başıma gelmesi muhtemel bir şeydi mi? Birçok gün boyunca bu soruyla yüzleştim. Annemin hastalığı ilerledikçe, kendi sağlığım konusunda da kaygılarım arttı. Geceleri bazen, “Ben bu hastalığı miras aldım mı?” diye düşündüm. Sonra, aklımı toparlayıp, bugünü düşünmeye karar verdim. Şu an önemli olan şey, sağlıklı kalmak ve annemin yanında olmaktı. Zamanla bu soruların peşinden koşmak yerine, her anı daha değerli yaşamaya başladım.
Sonuçta Ne Öğrendim?
Otoimmün hemolitik anemi genetik olabilir ya da olmayabilir. Bazı insanlar genetik yatkınlık taşımazken, bazıları ise genetik nedenlerle bu hastalığa yakalanabilir. Önemli olan, bu tür hastalıkların insanı nasıl etkileyebileceği ve hastalığa yakalandığınızda nasıl bir tedavi süreci izleneceğidir. Ben de her anı daha çok seviyorum, annemle geçirdiğim her dakikayı bir ömre bedel kılmaya çalışıyorum. İçimdeki korkulara rağmen, hep umutla bakıyorum. O an o kadar endişeliydim ki, hastalık benim hayatımı etkileyecekmiş gibi hissediyordum. Ama zamanla, bu hastalıkla başa çıkmanın yolu, kendi sağlığımı ciddiye almak ve sevdiklerimle güçlü kalmaktı. Çünkü hastalıklar, genetik faktörler ve diğer nedenler olsa da, insanın içindeki güç, her zaman her şeyin önündedir.