Atatürk Hangi Okulda Okumadı? Bir Yolculuk Hikayesi
Okullar ve Hayaller: Bir Gün, Bir Sahne, Bir Soru
Kayseri’nin o dar sokaklarında yürürken, kafamda bir sürü düşünce uğuldamaya başlıyor. Bu sabah, içimdeki duygusal fırtınayı biraz olsun dindirmek için yazmaya karar verdim. Bugün, okullar ve eğitim üzerine düşündüklerimle ilgili bir yazı yazacağım. Ama içimdeki büyük soruyu da bir kenara koyamıyorum: Atatürk hangi okulda okumadı?
Bu soru bir anda kafamda belirmedi aslında. Birkaç gün önce, sosyal medyada dolaşırken karşılaştım ve beni derinden etkiledi. “Atatürk hangi okulda okumadı?” diye soran bir başlık vardı. Ve hemen düşündüm: Gerçekten de Atatürk’ün okumadığı bir okul var mı? Onun okuması gereken okul neydi? Ne oldu da o okula gitmedi?
Atatürk’ün Eğitim Yolculuğu: Bir Başlangıç ve Bir Kayıp
Atatürk’ün eğitim hayatı, çoğu kişi için “görünenin ötesinde” bir hikâye. O okulları, dersleri, öğretmenleri, arkadaşları… Hepsi, bugün dahi çok önemli bir yer tutuyor hayatımızda. Ancak bir şey eksikti, bir şey hep eksik kaldı. O eksiklik, Atatürk’ün ilkokuldan sonra okumadığı okuldu: Harp Okulu.
Bunu öğrendiğimde, içimde bir hüzün dalgası vardı. O kadar çok şey başarmış, bu toprakları kurtarmış, bizlere özgür bir ülke bırakmış bir insanın, bir okulu eksik kalmıştı. Atatürk, Harp Okulu’na hiç gidemedi. Bu durum, beni öylesine düşündürdü ki… Bir insanın hayatındaki o kayıp, belki de onu farklı bir yola soktu. Kim bilir, belki de Harp Okulu’na gitmiş olsa, Türkiye Cumhuriyeti yine de kurulurdu ama işte, biz o okula gitmemiş bir Atatürk’ün izinden gidiyoruz.
Kayseri’deki Sokaklarda, Bir Hikaye Kafamda Dönüp Duruyor
Bu sabah Kayseri sokaklarında yürürken, Atatürk’ün eksik kalan okulu hakkında düşüncelerimle adımlarımı hızlandırıyorum. Duygularım karışıyor, hepsinin içinde bir hayal kırıklığı, bir üzülme hali var. Ama bir yandan da içinde bir umut… Hani bazen bir eksiklik sizi daha çok güçlü kılar ya, işte Atatürk’ün hayatındaki o eksik okul da onun güçlü, farklı yönlerini ortaya çıkarmış olabilir.
Bana hep derlerdi: “Hayatta bazen eksik kalan şeyler, en önemli şeylerdir.” Atatürk de, belki eksik kalan bir okul yüzünden, hayatta neyin gerçekten önemli olduğunu keşfetti. O okula gitmiş olsaydı, belki bugünkü gibi bir lider olamazdı. Belki de o okul, onun yalnızca bir asker olarak kalmasına neden olabilirdi.
Bir Kayseri Gençliğinin Gözünden: Eksiklik, Bir Türlü Hissedilmeyen Şey
Kayseri’de genç olmak bazen çok karmaşık bir duygu. Okula gitmek, sınavlara girmek, dersleri geçmek, arkadaşlarla vakit geçirmek… Ama bir noktada, hep bir eksiklik hissi var. Sanki her zaman bir adım daha atman gerekiyor. Atatürk’ün okula gitmemesi gibi bir şey bu. Herkesin bir yolu var, her insanın hayatında bir eksiklik, bir kayıp. O kayıp, bazen bir okulu okumamak olabilir. Bazen bir yolda ilerlerken, sadece bir duvarla karşılaşırsın, o duvar seni engeller. Ama Atatürk, o duvarı aşmayı bildi.
Kayseri’nin o sakin köylerinden birinde, her sabah yürürken fark ediyorum: Herkesin içinde bir boşluk var. O boşluk, kaybolan bir şey, kaybedilen bir okul olabilir. Ama bu kaybolan şey aslında bizleri büyütür. Bizi bugünkü halimize getirir. İşte Atatürk de, Harp Okulu’nu okumadan büyük bir lider oldu.
Atatürk’ün Hikayesi: Bir Okul, Bir Hayat, Bir Devrim
Her sabah, yazdığım günlüklerde ben de bazen kendi eksikliklerimi, kendi kayıplarımı sorguluyorum. Benim de okullarda yaşadığım hayal kırıklıkları oldu, dersleri geçemediğim zamanlar oldu. Ama sonunda her kaybın bir kazanı olduğunu düşünüyorum. Atatürk’ün okuduğu okullar belki de ona farklı bakmayı öğretmişti. Belki de Harp Okulu’nu okumaması, ona başka bir dünyayı, başka bir bakış açısını kazandırdı.
Atatürk, okullardan birini eksik bıraksa da, geriye hep büyük bir miras bıraktı. O okulu okumasaydı bile, bizlere Cumhuriyet’i, özgürlüğü, bağımsızlığı ve bilimi armağan etti. O eksiklik, belki de onu insanlara daha yakın kıldı. Eksiklik, aslında onun en büyük gücüydü.
Sonuç Olarak: Eksiklik Bizi Büyütür
Sanki bir hayat yolculuğunda, herkesin okuduğu okullar vardır, gitmediği okullar vardır, ama bunların hepsi, bir insanın kaderine dokunur. Atatürk’ün o okulu okumaması, belki de tarihsel bir dönüm noktasıydı. Bu eksikliğiyle bile, Türkiye’yi kurmuş bir insan olarak aramızda yaşıyor. O yüzden her kaybın, her eksikliğin, bizi büyütecek bir gücü olduğunu düşünüyorum.
Atatürk’ün okuduğu okullar çok önemliydi, ama gitmediği o okul, belki de ona başka bir bakış açısı kazandırdı. Bu yazıyı yazarken, Kayseri sokaklarında yürürken, ben de kendi eksikliklerimi kabulleniyorum. Çünkü hepimizin bir yolculuğu var ve bazen eksiklikler, bizi en güzel yerlere götürüyor.